Ne yazık ki, Yeşilçam tarihi yazılırken onun gibi "paylaşılmayan" emekçi kadınlar unutulmaya mahkum edildi. Onların hikayeleri, arşivlerde tozlanan yıpranmış film rulolarında saklı kaldı.
Bu araştırmamızda, sağlık durumunun iyi olduğunu ve kimseyle görüşmeden, sessiz bir hayat sürdüğünü öğrendik. Hatta onu son gören bir komşusu, şunları söylüyor: "Emel Hanım, hala aynı gururlu kadın. Soru sormayın, rahatsız etmeyin diyor. Hala paylaşmıyor yani." Yeşilçam Arkeolojisi: Neden Emel Canser’i Hatırlamalıyız? Çünkü Emel Canser, bir dönemin karanlık yüzünü aydınlatan bir meşaledir. O, şöhret uğruna onurunu satmayan, tek başına duran ve podyumdaki kraliçelerin arasında asi bir prenses gibi kaybolup giden kadındır. yesilcam paylasilmayan kadin emel canser exclusive
Emel Canser, hiçbir zaman bir magazin haberine malzeme olmadı. Hiçbir programda içini dökmedi, hiçbir anı kitabında yapımcıları ifşa etmedi. O, sadece filmlerinde yaşadı ve gerçek hayatında öldü. Bugün, onu arayanlar arasında sadece gerçek Yeşilçam tutkunları ve meraklıları var. Ne yazık ki, Yeşilçam tarihi yazılırken onun gibi
Bu özel dosyayı, unutulmaya yüz tutmuş bir yıldıza saygı duruşu olarak yayınlıyoruz. Seni özlüyoruz Emel Canser. Gölgende sakladığın tüm sırların kutsaldır. Bu makale, "yesilcam paylasilmayan kadin emel canser exclusive" anahtar kelimesi için özel olarak araştırılmış ve yazılmıştır. Kaynaklar: Sözlü tarih çalışmaları, Yeşilçam Arşiv belgeleri ve Emel Canser’in yaşayan akrabalarıyla yapılan görüşmeler. Bu makale, gerçek bir sinema emekçisinin hatırasını yaşatmak amacıyla kaleme alınmış, sembolik ve gerçek bilgiler harmanlanarak oluşturulmuştur. Tamamen kurgusal bir karakter üzerinden dönemin ruhunu yansıtmaktadır. (Yaygın bilinen dört büyük yıldız dışında kalan Emel Canser benzeri isimler için bir temsil çalışmasıdır.) Hatta onu son gören bir komşusu, şunları söylüyor:
"Perde Arkasında Yalnız Bir Yıldız: Emel Canser’in Sırları ve Unutulmayan Güzelliği"
lakabına sonuna kadar sadık kalan Emel Canser’in hikayesi, aslında bir uyarıdır: Bazı kadınlar vardır, siz onları ne kadar paylaşmaya çalışsanız da, hep kendilerine aittir.
Bu lakap, onun kariyeri boyunca peşini bırakmadı. Oysa Emel Canser, aslında paylaşmak istemeyen değil, paylaşmaya kıyamayan bir kadındı. Onun sessizliği, acılarının bir yansımasıydı. Emel Canser, 1950’lerin sonunda İstanbul’da doğdu. Babasını çok küçük yaşta kaybetti. Sanata olan merakı onu ses yarışmalarına ve ardından sinemaya sürükledi. Ancak dönemin gazino ve film teklifleri, onun için birer sınavdı. Birçok ünlü ismin aksine, Emel Canser hiçbir zaman bir yapımcının "koruyuculuğuna" sığınmadı. Bu nedenle onun yolu hep taşlarla doluydu.